Magazin Cafe
Kültür Sanat

Hangisi gerçek hangisi sahte?

Sahte ve gerçek arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor, doğruluk ve yanılsama giderek iç içe geçiyor, gelecekte ayrım yapmak zorlaşacak.

Sedef Karatay |
Hangisi gerçek hangisi sahte?
Hangisi gerçek hangisi sahte?

Modern Yaşamın Hızına Karşı Doğal Yaşamın Kaybı

Günümüzde birden fazla işle aynı anda meşgul olmak, odaklanma sorunları ve teknolojinin hayatımızdaki yoğun etkisi giderek artıyor. Cep telefonlarına bağımlılık, ulusal ve uluslararası siyasi gelişmelerin yarattığı endişe, çevresel kaygılar gençler ve yetişkinler arasında yaygın bir bezginlik yaratıyor. İnsanlar kendilerine ayırdıkları zamanı bile tam anlamıyla yaşayamaz hale geldi.

Eskiden gün batımını izlemek, klasik müzik dinlemek ya da bir tabloya uzun uzun bakmak hayatın doğal parçalarıydı. 1960’lı yıllarda, Buca’daki Öğretmenevleri sokağında bulunan bahçeli evlerde bu tür sakin anlar sıkça yaşanırdı. Kapılar ancak gece yatarken kapanır, insanlar birbirini palto renklerinden tanırdı. O dönemlerde doğa ile iç içe, huzurlu bir yaşam vardı ve kimse mutsuz değildi.

Teknoloji ve Hızın Getirdiği Zihinsel Kaos

Bugün ise bireyler makineler arasında sıkışmış durumda. Dünya kaynaklarının metalaşmasıyla birlikte insan da bir anlamda metalaştı. Metafizik bilgiye göre dünya boyutu kaosla eşdeğer kabul edilir ve insanlığın bu kaostan çıkıp olayların bireyselliğin ötesinde olduğu 5. boyuta geçmesi beklenir. Ancak şu an insanlık bu aşamaya ulaşamamış, ağır sonuçları olan bir süreçten geçiyor.

Yaşadığımız gezegende bir zaman ve yer işgal ediyoruz, ancak dikkat süremiz 8 dakikadan 8 saniyeye kadar düştü. Bu hız ve yüzeysellik, düşünme kapasitemizi olumsuz etkiliyor. Yüzlerce uyarının sürekli saldırısı altında kalan zihinlerimiz, derin düşünme yetisini kaybediyor. Dünyanın, toprağın ve kaynakların metalaşmasının ardından insanın da metalaşması kaçınılmaz oldu.

Bir Dönüm Noktasında İnsanlık

Bugün insanlık, varoluşunun anlamını sorguladığı kritik bir dönemeçte bulunuyor. Teknolojinin ve modern yaşamın getirdiği hız, bireylerin ruhsal ve zihinsel sağlığını tehdit ederken, doğayla olan bağımız da giderek zayıflıyor. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derin etkiler yaratıyor.

Geçmişte doğayla iç içe, sakin ve anlamlı anlar yaşanırken, günümüzde bu tür deneyimler nadirleşti. İnsanların kendilerine ayırdıkları zamanın kalitesi düştü, yüzeysellik arttı. Bu tablo, insanlığın hem kendisiyle hem de gezegenle olan ilişkisini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor.

“Dikkat süremiz 8 dakikadan 8 saniyeye düştü. Bu hız ve yüzeysellik modunda düşünme kapasitemiz yok oluyor.”

Sonuç olarak, modern yaşamın getirdiği zorluklar ve hız, insanın doğallığını ve derin düşünme yetisini tehdit ediyor. İnsanlık, bu dönüm noktasında hem bireysel hem de kolektif olarak yeni bir bilinç seviyesine ulaşmak zorunda. Aksi takdirde, yaşanan kaosun sonuçları çok ağır olabilir.

🚀 Popüler post! Son 24 saatte 24 kişi görüntüledi!

❤️ Sevilen post! Son 24 saatte 0 kişi favoriledi!

🏷️ Beklenen post! Son 24 saatte 0 kişi kaydetti!

🚀 Popüler post! Son 24 saatte 24 kişi görüntüledi!